Günlük yiyeceklerde yeterli miktarlarda bulunduğundan insanlarda yetersizlik belirtilerine sıklıkla rastlanmamaktadır. Çok önemli bir vitamin olan vitamin E yağda erir, güneş ışınlarına ve alkali ortama duyarlıdır. Oksijen ve demir ile hemen okside olur, emilimi için safra asitlerine ihtiyaç vardır. Diyette bitkisel sıvı yağ miktarı arttığında vitamin E’ye ihtiyaç artar.

E vitamini temelde antioksidan olarak, hücre zarına gelecek hasarlara karşı koruma görevi almaktadır. E vitamini olmadan hücreler özellikle sinir hücreleri, hasara açık hale gelecektir. Ciddi miktarda E vitamini eksikliği nadir görülür ancak şu dört koşulda E vitamini eksikliği sık görülür:

  • Çölyak hastalığı, kistik fibrozis ve post gastrektomi sendromu gibi yağ emiliminin bozulduğu durumlar.
  • Pre-matüre yeni doğanlar
  • Orak hücreli anemi, talesemi gibi kalıtsal eritrosit bozuklukları
  • Hemodiyalize giren hastalar.

Erişkinlerde E vitamini eksikliğinde, sinir hücre hasarı, kas güçsüzlüğü, denge bozukluğu, istemsiz göz hareketleri, kansızlığa yol açan eritrosit bozuklukları görülür. Prematüre yeni doğanlarda E vitamini eksikliği hemolitik anemi ve retrolental fibroplazi olarak bilinen göz bozukluklarına yol açar.

E vitamini vücudun yağ fazındaki başlıca antioksidanıdır. Hücre membranındaki ve taşıyıcı proteinlerdeki lipitlere gömülü halde bulunur. Burada membranları stabilize eder ve serbest radikallerden korur. Membranları kurşun, civa gibi ağır metallerden, benzen, karbon tetraklorür ve temizleyici çözücülerden, ilaç, radyasyondan korur. E vitaminin antioksidan etkisi sayesinde ciddi sağlık sorunlarında koruyucu etkisi vardır.

E vitaminin immün sistemde önemli bir görevi vardır. Timüs bezini ve eritrositleri hasardan korur. Buna ek olarak, immün sistemi; AIDS, kronik viral hepatit gibi kronik viral hastalıklardan ve oksidatif stresten korur.