Ekinezya şifalı bitkisi kuzey Amerika yerlileri tarafından özellikle yılan sokmalarında, ağrılı hastalıklarda ve daha fazla oranda da soğuk algınlığı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılıyordu. 1930’lu yıllara gelindiğinde modern Avrupa ve Amerika’da bu bitki özellikle şarbon hastalığının tedavisi ve ağrı kesici etkisi nedeniyle popüler olmuştu. İsviçreli bir bilim adamının tesadüfen öğrendiği bir bilgi ise ekinezyanın modern tıbbın hizmetine soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmak üzere girmesine neden oldu.
Ekinezya kuzey Amerika yerlileri tarafından

  • Soğuk algınlığının
  • Yılan sokmalarının,
  • Ağrılı durumların
  • Öksürüklü hastalıkların
  • Boğaz ağrısı ve baş ağrılarının tedavisinde kullanıldı.

Günümüzde ekinezya hakkında dünyanın hemen hemen bütün ülkelerinde araştırmalar yapılmaktadır. Özellikle modern tıbbın destekleyici bitkilerinden birisi de ekinezyadır.

Ekinezya, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için genellikle (oral) ağız yoluyla kullanılır. Çoğunlukla ağızdan, üst solunum yolları enfeksiyonlarında kullanılmakla birlikte bu konudaki bilgiler çelişkilidir. Topikal olarak (haricen) yara ve yanık tedavisinde de kullanılmaktadır.

Latince adı ‘echinacea angustifolia’ olan Ekinazeya papatyagiller familyasındandır. Anavatanı Amerika’dır. Ülkemizde bazı yörelerde kirpi otu, kirpi başı, erguvani kirpi başı, samson kökü olarak da bilinen çokyıllık bir bitkidir.   

Bir öbek etrafında birden fazla dallara ayrılarak büyüyen Ekinazeya çiçeği dairesel eksen etrafına dizilmiş taç yapraklardan oluşur. Bu yaprakların rengi sarıdan turuncu ve mor renge kadar çeşitlilik gösterir. Ancak şifalı olduğuna inanılan Ekinazeya bitkisinin rengi kızıla çalan eflatun olarak bilinir.

Tarihte ilk kez Kuzey Amerika Kızılderilileri tarafından yılan sokmalarında, açık yaraların tedavisinde, enfeksiyonlarda kullanılmıştır. Zamanla popülerleşen Ekinazeya sıtma, kan zehirlenmesi, difteri, frengi gibi hastalıkların tedavisinde Kızılderililerin en büyük yardımcısı olmuştur. 18. Ve 19. Yüzyıllarda antibiyotik bulunana kadar da popülerliğini sürdürmüştür. 1930’lu yıllarda Avrupa ve Amerika’da şarbon hastalığıyla mücadelede ve ağrı kesici özelliğiyle popülerliğini yeniden kazanmıştır.